- 8065 gr., 69 cm olmuş selvi boylum..
- Akşam saat 17:00 den sonra saat başı e.mmek istediği, sanki daha çok olsa daha çok e.mecekmiş gibi olduğunu düşündüğüm için mama vermek gerekip gerekmediğini sordum, gelişimi iyi olduğu için gerek görmedi doktorumuz. Yavaş yavaş ek gıdaya geçeceğimiz için, eğer Ayaz huzursuz olursa (ki değil şimdilik) bu saatlerde ek gıdaya geçiş usulünü takip ederek, pirinçlilerle başlayabileceğimizi söyledi. Ek gıda geçişini iki yaşına kadar özetleyen çok güzel bir doküman verdi.
22 Şubat 2010 Pazartesi
Doktor kontrolümüzü de yazalım..
Dön dön, dönelim..
Bu yeni duruma adapte olduktan sonra bir hava geldi kendisine. Artık her hareketi yapabilirim edasıyla kucağımdayken kendini oraya buraya atıp sonra sırt üstü dönüp başlıyor şakımaya. Öyle zıpır bir havası var ki, ben istediğimi yapabilirim, size muhtaç değilim artık diyor sanki gözleriyle. Tabii sıkılınca da ayağa kalkmak ya da oturmak için basıyor çığlığı. Çığlık demeyim yanlış olur, hafif tiz bir sesele mızıldanıyor desem daha doğru. Yemek istiyorum kendisini, bir gün yiyeceğim, nerde bu çocuk diyecekler o olacak..
28 Ocak 2010 Perşembe
Ayaz & Uyku Arkadaşı
26 Ocak 2010 Salı
Çalışan Anne olarak hazırlıklarım (I)..
Peki ben işe hazırlık sürecinde neler yaptım? İşte cevabı:
1. Bakıcı;
Öncelikle daha hamileyken, işten ne kadar süre uzak kalacağımın belli olmadığı zamanlarda bile bildiğim, karar verdiğim tek şey bebişimin bakıcısı olacak kişinin en geç doğumla birlikte işe başlamış olmasıydı. Biz arayışa beklenen doğum tarihinden 6-7 hafta kadar önce başlamıştık. Ajanslara başvurmadan önce yakınlarımıza, öncelikle oturduğumuz çevredeki tanıdıklara haber verdik. Yürüme mesafesinde olmasının avantaj olduğunu düşünüyorum. Buradan birkaç kişiyle görüştük, hatta biri başladı da. Ancak sonra o olmadı. Sonra arkadaş çevremize haber verdik. Bu şekilde tanıştığımız Ayaz'ın Berrin Teyzesi hala devam ediyor. Kendisiyle ve bizimle de iyi anlaşıyor Allah'a şükür. Tek vasıtayla yarım saatlik mesafeden geliyor.
Berrin bizimle çalışmaya başladıktan üç hafta sonra Ayaz dünyaya geldi. Gözünü açtığından beri onu evin içinde gördüğü için de hiç yadırgamadı. İlk üç ay her ne kadar Ayaz'a yapışık yaşasam, hiçbir işini, başkasına bırakmamaya çalışsam da (babası hariç) tabii ki o da oğlumun herşeyiyle ilgilendi. Beni izledi, yaptıklarımı ve yöntemimi benimsedi. Ayaz'a bakacak kişinin o doğduğundan beri evde olması kararımdan çokkkkk memnunum. Bunun son zamanlara bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle çalışmaya başlayacağınız kişi ya da kişilerle anlaşamama ve yolları ayırma riski varken. Tabii bu risk her zaman var. Ancak artık bunun olması için ekstra bir durum gerekiyor, karşılıklı anlaşamama, beğenmeme gibi etkenler ortadan kalkıyor.
2. Günlük Rutin;
Tracy'yi çok daha önce duymama rağmen kitabı almakta ihmalkarlık etmiştim. Doğumdan az sonra acil(!) koduyla internetten siparişi verdim. Ayaz henüz 40 günlük olmamıştı kitabı hatmettiğimde. Önce kırkı dolana kadar izleyeyim dedim. Sonra hadi iki aylık olsun bebişim şimdilik ne zaman isterse emzirmeye devam dedim. Baktım ki bizimki tam anlamıyla bir atıştırmacı oldu, ben de bu gidişe bir dur dedim. Ayaz'ın iki aylıktan itibaren zamana göre değişen bir rutini var. Tracy kadar ideal olmasa da fena değiliz bu konuda. Hatta anneanne/babaanneleri bile ikna ettik. Rutinimizi, geçen zaman içinde yaptıklarımızı ayrıca yazacağım. Rutin her bebek için gerekli ama çalışan anneler ve bebekleri için şart bence. Böylece ne zaman ne yaptığını üç aşağı beş yukarı biliyorum ve emzirme saatlerini evde olduğum saatlere göre ayarlıyorum. Ayaz ben evde olmadan sadece bir kez süt içiyor. Bu da biberona alışıp m.emeden vazgeçmesi riskini azaltıyor.
3. Ayaz Kullanım Kılavuzu;
Bunu hazırlarken Kitubi'nin Bebek bakım el kitabı'nı referans alarak bize göre küçük değişiklikler yaptım. Bebek bakım el kitabı yerine de adını Ayaz Kullanım Klavuzu koydum bitti gitti. Yine aynı şekilde günlük dokümanı hazırladım. Bakıcımız bunu hergün düzenli olarak doldurduğundan hem benim ne yapıyor ne ediyor diye aklım kalmıyor hem de ikide bir ne kadar süt içti, kaka yaptı mı gibi soru sormak zorunda kalmıyorum.
4. Bakıcı ne kadar iyi olursa olsun, insanın kanından gelen sevginin başka olduğunu düşünüyorum. Anneanne, babaanne, dede zaten bırakamıyorlar da, hem benim için kolaylık olsun hem de Ayaz için keyif olsun diye, iki haftada bir denk gelecek şekilde bir hafta anneanne bir hafta babaanneden bizim evde Ayaz'la ilgilenmelerini rica ettim. Bu şekilde hem Ayaz onlarla tam birgün geçirip sevilmeye doyuyor. Hem de Berrin o gün ev işlerini hallediyor. İleride bu anneanne, babaanne günleri devam ederse, Ayaz için tam şımartılma günü olacağını tahmin ediyorum.
İlk kardan adam..
Özledim çok..

Bunlar bu sabahtan kareler. Pazar günü oğluşu çıkarmıştık, karla tanışsın, haşır neşir olsun, o kadar kar yağdı bir beni çıkarmadınız demesin diye :P Dün eve gider gitmez -babası da erken çıkıp benimle geldi- Ayaz'ı giydirip çıkardık yine, bir de kara yatırdık üstelik. Bu sabah da pilot kıyafetlerinin açılışını yapıp önce balkona çıkardık, sonra da aşağıya bahçeye indirdik. Oğlum annesiyle babasının delirdiğini düşünüyor olabilir sanırım. Bu soğukta giydirip giydirip nereye çıkarıyorlar beni diye..
* * *
İki gündür işe arabayla gelmediğimiz için öğlenleri de oğluşuma gidemiyorum. Dün bizi gördüğünde kuş gibi çırpınıp, güldü. Benim de için gitti tabii. Burnumda tütüyor. Biraz sonra çıkıp koşa koşa evime, oğluma gideceğim. Çok özledim bebişimi..
24 Ocak 2010 Pazar
Hava Ayaz'mı Ayaz

İstanbul'da ilk kar yağan yerlerden birinde oturduğumuz için, pencereden görerek de olsa Ayaz daha önce karla tanışmıştı. Ancak bu sefer başka tabii.. Dün anne ve babasıyla balkona çıkıp ilk kez kara dokundu. Tipi nedeniyle bir türlü dışarı çıkmaya cesaret edememiştik. Bugünse tipi mipi dinlemeyip resimde gördüğünüz gibi oğlumuzu kısa süreliğine de olsa bahçeye çıkardık. Hemen elma yanak, kırmızı burun oldu kendisi.. Dünyanın en şirini..