7 Mart 2017 Salı

Hazal 2 yaşında!

Kızım kızanım 2 yaşına gelmiş de bunu da paylaşmayayım mı?

İyi ki doğurduklarım :)

Birisi mutfak almış "Yaşasinnn"

Abisi kardesine (yoksa kendine mi) hediye olarak bu güzel mutfağı tercih etti. Ayaz oynar sanıyordum ama Hazal da başından ayrılmadı. Bir kaç günümüz kurtarılmış gibi geçti.

Nasıl iki yıl geçti, bebeğim nasıl iki yaşına geldi anlayamadım. Al işte Hazal da büyüdü mü şimdi?

İki yaş sendromuyla birlikte geldi tabii ki. Evde en çok duyulan kelimeler "Ben","Benim" oldu bile.

Özlemle beklediğim güzel, akıllı kızım benim.. İyi ki doğdun :)


26 Nisan 2016 Salı

hafta sonu..

Cumartesi günü abimlerle annemde buluştuk. Çocukların çocuk bayramını kutlamak için desem biraz abartı olabilir tabii. Program kendi kendine gelişti. Önce Hazal'ı emanet edip yengemizi alıp Ayaz'ı İngilizce dersine götürdük. Senoş'la bize de bedavadan Üsküdar'da gezecek 1 saat kaldı böylece. Acele tarafından bir kaç mağaza gezildi, 40 yıllık kasabımızdan etler alındı. Meşhur Üsküdar fırınlarından birinden çaylık bir şeyler alındı. Hop Ayaz dersten alındı :) Gittik tekrar anneme.. 1 saat kadar muhabbetten sonra Senoş'la aldık çocukları parka götürdük. Ayaz ve Hazal ilk kez birlikte kaydılar.

ağabey, kardeş kaydıraktan kaymaca

Mest oldu tabii ikisi de. Kimse parktan çıkmak bilmedi. Ayaz bir su isterim krizine girdi. Onun dışında bir yaramazlık yok. 

ağabey, kardeş sallanmaca

Parklardaki kaydırakların elektrik üretmesinden hiç hoşlanmayan Emir kaymadı, onun yerine Hazalla salıncak sefası yaptı. Bizimki istese sallanabiliyor ama istemiyor. Oturduğu gibi salıncağa önündeki emniyeti açıp iniyor.


iki kuzen eğlenmece

Hep Hazalın gönlü yapılmadı, iki kuzen birlikte de parkın tadını çıkarttı. Parktan sonra hemen oranın çarşısını gezdik, işte ne bileyim kuru üzüm istediler, içecek istediler, su istediler, çevirme tavuk istediler hepsini aldık. İstekler de insaflıydı zaten. 

Döndük anneme, Yediler oynadılar, gece sekiz civarı herkes yollandı evine.

video

bu video pazar günü meşhur zürafalı parktan :)

Pazar günü önce gösteri için okula gittik, sonra planımız Barış Manço'nun evini ziyarete gitmekti, sözüm vardı Ayaz'a. Trafiğe bakalım dedik gitmek ne mümkün? Bazı yollar kapalı olduğu için kalanlar da kilit olmuş.

İkna ettik oğlumuzu, gittik burnumuzun dibindeki zürafalı parka. Parkta zürafa şeklinde bir kaydırak olduğu için adı böyle kaldı. Buz gibi havada bir de dondurma yedi mi keyfine diyecek kalmadı. 

Peşi sıra ödevlerini bitirmek kaydıyla istediği kadar tv hakkı verdim kendisine, Bir ara benimle fasulye ayıklarken görüldü. Hafta sonu da böylece bitti.

Minik kuş mu? Ona zaten ne kadar o sokak o kadar mutluluk demek :)

İşte çocuklar gibi şen olmak bence bu demek..

25 Nisan 2016 Pazartesi

23 Nisan yazısı..

23 Nisan gösterisini 24 Nisan'da yaptı oğlum..
Diyarbakır oynadılar minicik hallerine bakmadan..
Bu sırada beklerken whatsapp tan fotoğrafını paylaştım kuzenlerle. Kuzenimin eşi de ilkokulda aynı yöreyi oynamış ama o zaman böyle yöresel giyinmek yasakmış. Ne memleket di mi ama?

ciddi evladım :)

..ve son..

küçük adamlar

Keşke Atamızın bize bıraktığı çocuk bayramını gerçekten coşkuyla yaşayabilsek. Çocuklar için herşey coşkulu zaten ve ben de hafta sonunun iki gününde de hep mutlu olsun diye uğraştım. Yine de sokaklarda, büyük organizasyonlarla aynı coşkuyu bizim de hissetmemizi isterdim.

Neler mi yaptık? o da hafta sonu yazısında olsun..

18 Nisan 2016 Pazartesi

haydi çocuklar bahçeye..

İtiraf ediyorum.. Biraz oyalanın, güzel güzel kendi kendinize vakit geçirin istiyoruz. Anne&baba ne oynasak diye peşimizde koşmayın ve biz de vicdan azabı çekmeyelim istiyoruz. Çok güzel oynayın, çok keyif alın ve bütün enerjinizi harcayıp akşam da erkenden ve hemencecik uyuyun istiyoruzzzz! İşte bu yüzden hoşgeldin bahar :) Yaşasın parklı bahçeli günler :)


Bu aralar Ayaz okuldan gelir gelmez kendini bahçeye atıyor ve en az 2 saat kendisini evde göremiyoruz. Zaten eğer çıkmamışsa ki çıkmaması için evde olmaması gerekiyor, arkadaşları kapıya dayanıyor hemen.


Hazal desen kapıdan birisinin çıktığını görmesin hemen gidip ayakkabılarını alıp kapıya dikiliyor. Yürümeyi de iyice ilerletti. Şu sıralar en büyük hedefi koca koca merdivenleri tırmanıp kaydırağın tepesine dikilmek.

Bu aralar bizde haberler böyle.. Ne demiştik yaşasın güzel havalar :)


7 Nisan 2016 Perşembe

Mutluluk..

Bu sabah işe geldim ve hemen çalışmaya başladım çünkü programımın biraz gerisinde kalmışım. Sonra telefonum çaldı,  hadi onu cevaplarken maillerime de bakayım dedim. Bir de ne göreyim, blogda bir hareket bir bereket var.



Ne mi olmuş?

SADE VE DERİN  blogunun yazarı sevgili deeptone "duyurular ve izlenesi bloglar" yazısında bana da yer vermiş. Bir sürü ziyaretçim gelmiş :) hepsi de hoş gelmiş.

Uzaklardan gelen bir dokunuşun bana verdiği bu pozitif enerjiye ben bile inanamadım. Yaşasın blog kardeşliği!

4 Nisan 2016 Pazartesi

2016 Mart nasıl geçmiş bakalım..

Bir türlü içmden yazmak gelmezken, kendimi zorlamaya karar verdim.. Bol fotolu bir post hazırladım..


Sehpaları ters çevirip oturmak gibi muzırlıkları var evet


..ve gülen gözleri var hep gülsün istediğim..




okulun mutlu ve hızlı sporcusu


biraz da süslü, nasıl giyiniyor, nasıl heves ediyor daha şimdiden bizim terliklerimizi giymeye şaşırıyorum.


canımız ikizlerimiz Masal ve Melodi ile bir günlüğüne de olsa kavuştuk, çok eğlendiler her zamanki gibi.. kızlar Ayaz bu gece bizde kalsın diyorladı, Ayaz da bir daha ne zaman geleceğiz diyordu..


hangisi Aslan Kral?


salıncak mevsimi açıkmış oleyyy!


evet artık yürüyor :)


..ve düşüyor ama no problem. kalkıp yola devam. canı hiç mi hiç tatlı değil..


okuluyla gezide Ayaz, mekan İstanbul Kelebek Çiftliği, ben gitmedim ama çok güzelmiş herkes çok beğenmiş.


geziden devam, çocuk olmak ne güzel!


aslan kral ve aynı zamanda komutan..


sadece yürüyor mu sandınız telefonla da konuşuyor..

Martı havaları ısıtıp baharı getirerek bitirdik, içimizde bahar sevinci bile bırakmadılar, lütfen bundan sonra daha iyi günler görelim milletçe, insanlıkça..

Demek ki neymiş, ne demiş o büyük adam;

"Yurtta sulh cihanda sulh!"

Bu kadar basitti aslında. Bunu yapan kazanır.


15 Mart 2016 Salı

hafta sonu..

Cumartesi genel rutinimizde geçti. Sabah Ayaz'ı dedesiyle birlikte havuza bırakıp biz babaannesine geçtik. Sonra dedesinin doğum gününü kutlayıp Ayaz'ı bu kez İngilizce dersine bıraktık ve eve döndük. Çıkışta ben aldım ve birlikte alışveriş yaptık, evde ödevleri tamamladık.. İple ertesi sabahı çektik. Çünkü pazar günü planımız Demirkan'a gitmekti..

Pazar da Önce yüzme ve babaanne ve öğlen Demirkan'a kavuşma. Benim oğlum çok duygusal ve aidiyet duygusu çok yüksek. Daha arabayı park ederken "ayyy canım Ayazağa ormanı" diyor. Mutlaka eski markete uğruyoruz. Kont ve Tarçın'a bakıyoruz ki bu kez maalesef yoktular. Çok mutluydular. Tabii Mehtap ve ben de. Sonra ben gidip Hazal'ı aldım, başta rahat hasret giderelim diye götürmemiştim.

Hazal zaten Melissa'nın peşinden ayrılmadı. O da ortalarda oynadı ve top sürmek için bir kaç adım attı, sonra bir kaç adım daha attı ama o kadar. Pazartesi sabah da bir iki adım attı. Az kaldı yani yürüyecek ama çok sağlamcı. Hemen tutunuyor ya da oturuyor.

Sonra o güzel akşamı o kötü gündemle kapattık. Şimdi bunları yazıyorum ama hepimiz gibi içim kan ağlıyor ve düşünerek bir çıkar yol bulamıyorum.